Haberler
Majistral Oftalmik Preparatlarda Klinik Gereklilik ve Risk-Temelli Farmasötik Kalite Yaklaşımı – I
Majistral Oftalmik Preparatlarda Klinik Gereklilik ve Risk-Temelli Farmasötik Kalite Yaklaşımı – I
Türkiye’de Tarihsel Deneyimden Güncel Steril Compounding Yaklaşımına Kadar Geçen Süreç
Yazarlar
Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan
Ecz. Ayşe Turgut
Emine Beyza Dolular — Eczacılık Fakültesi Stajyer Öğrencisi
Hasan Karakoyun — Eczacılık Fakültesi Stajyer Öğrencisi
Öz
Majistral oftalmik preparatlar, uygun ruhsatlı ürünün bulunmadığı, gerekli etkin madde konsantrasyonunun ticari olarak mevcut olmadığı veya tedavinin bireyselleştirilmesinin gerektiği durumlarda önemli bir farmasötik seçenek oluşturmaktadır. Bununla birlikte gözün anatomik ve fizyolojik özellikleri, oftalmik preparatları formülasyon, mikrobiyolojik kalite ve hasta güvenliği bakımından yüksek dikkat gerektiren farmasötik ürünler hâline getirmektedir. Topikal oftalmik uygulamada gözyaşı dönüşümü, göz kırpma ve nazolakrimal drenaj nedeniyle ilacın prekorneal bölgede kalış süresinin kısa olması; pH, osmolalite, viskozite, uygulanan hacim ve diğer formülasyon parametrelerinin klinik performans üzerindeki önemini artırmaktadır.
Türkiye’de majistral göz damlalarının kalite ve sterilitesine ilişkin bilimsel tartışmaların en az 1960’lı yıllara kadar uzandığı görülmektedir. Güven, Çetin ve Aykan’ın 1964 tarihli “Steril göz damlası hazırlanması ve göz damlalarında sterilitenin önemi” başlıklı çalışması bu alandaki erken yerli bilimsel kaynaklardan biridir. Daha sonraki dönemde Ulubelen ve Johansson tarafından İstanbul eczanelerinde hazırlatılan göz damlalarının incelendiği 1981 tarihli çalışma; sterilite, mikrobiyolojik kontaminasyon, hacim doğruluğu, ambalajlama, etiketleme ve hasta bilgilendirmesi açısından önemli tarihsel bulgular ortaya koymuştur.
Günümüzde majistral oftalmik preparatların güvenliği yalnız aseptik hazırlama veya son ürün sterilitesine indirgenemez. Sterilite ile birlikte pH, osmolalite, viskozite, çözünürlük, kimyasal stabilite, partiküler kalite, etkin madde miktarı, ambalaj-kapak sistemi ve saklama koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu derlemede majistral oftalmik preparasyon; fiziksel ve çevresel kontrol, preparasyon ve proses kontrolü, analitik kalite kontrolü ve kalite yönetişiminden oluşan dört katmanlı bir sistem içerisinde ele alınmakta ve Reason’ın “Swiss-cheese” modeli doğrultusunda risk-temelli bir farmasötik kalite yaklaşımı önerilmektedir.
Anahtar kelimeler: Majistral oftalmik preparat, göz damlası, steril compounding, aseptik hazırlama, farmasötik kalite, sterilite, risk yönetimi, Swiss-cheese modeli
1. Giriş
Oftalmik ilaç tedavisi, gözün kendine özgü anatomik ve fizyolojik özellikleri nedeniyle farmasötik formülasyon ve ilaç taşınımı açısından özel güçlükler içeren bir uygulama alanıdır. Topikal uygulama, göz yüzeyinin erişilebilirliği ve kullanım kolaylığı nedeniyle oftalmik tedavide en yaygın kullanılan uygulama yollarından biridir. Bununla birlikte konvansiyonel göz damlalarının oküler biyoyararlanımı oldukça sınırlıdır.
Preparatın göze uygulanmasını takiben gözyaşı sıvısıyla seyrelme, göz kırpma, gözyaşı dönüşümü ve nazolakrimal drenaj gibi fizyolojik mekanizmalar etkin maddenin önemli bir bölümünün kısa sürede prekorneal bölgeden uzaklaştırılmasına neden olmaktadır. Literatürde, topikal olarak uygulanan etkin maddenin yalnız küçük bir bölümünün korneayı aşarak intraoküler dokulara ulaşabildiği ve tipik korneal temas süresinin yaklaşık 1–2 dakika ile sınırlı olduğu bildirilmektedir.
Bu farmakokinetik sınırlılık, oftalmik bir preparatın terapötik performansının yalnız etkin madde konsantrasyonuyla açıklanamayacağını göstermektedir. Damlatılan hacim, pH, osmolalite, tampon kapasitesi, viskozite, çözünürlük, kimyasal stabilite, kullanılan yardımcı maddeler ve ambalaj-kapak sistemi; preparatın oküler yüzeyde kalış süresini, tolerabilitesini, stabilitesini ve biyoyararlanımını etkileyebilecek temel farmasötik değişkenlerdir.
Uygun olmayan pH veya osmolalite değerleri ile aşırı uygulama hacmi, oküler irritasyona ve refleks lakrimasyona yol açabilir. Artan gözyaşı sekresyonu ve drenaj ise preparatın göz yüzeyinden uzaklaştırılmasını hızlandırarak etkin maddenin temas süresini daha da kısaltabilir. Bu nedenle oftalmik preparatların hazırlanması ve kalite kontrolü, reçete bileşenlerinin doğru miktarlarda bir araya getirilmesinden ibaret bir işlem olarak değil; mikrobiyolojik, fizikokimyasal, farmasötik ve klinik özelliklerin birlikte yönetildiği bütüncül bir süreç olarak değerlendirilmelidir.
2. Majistral Oftalmik Preparatların Klinik Gerekliliği
Majistral veya ekstemporane oftalmik preparatlar; uygun ruhsatlı ticari ürünün bulunmadığı, gerekli etkin madde konsantrasyonunun piyasada mevcut olmadığı, mevcut farmasötik şeklin klinik gereksinimi karşılamadığı veya tedavinin hastaya özgü biçimde bireyselleştirilmesinin gerektiği durumlarda önemli bir terapötik seçenek oluşturmaktadır.
Bu yönüyle majistral oftalmik preparasyon yalnız geleneksel eczacılık uygulamasının bir devamı değildir. Aynı zamanda endüstriyel ilaç üretiminin karşılayamadığı özel klinik gereksinimlere yanıt veren, farmasötik bilgi, formülasyon bilgisi, aseptik teknik ve kalite güvencesinin birlikte uygulanmasını gerektiren profesyonel bir sağlık hizmetidir.
Oftalmik ürünlerin doğrudan duyarlı oküler dokulara uygulanması nedeniyle bu preparatların hazırlanmasında oluşabilecek kalite kusurları, non-steril bazı farmasötik formlardan farklı olarak ciddi klinik sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle majistral oftalmik hazırlama hizmetinin terapötik gerekliliği ile ürünün taşıdığı farmasötik risk aynı çerçevede değerlendirilmelidir.
3. Türkiye’de Steril Göz Damlası Hazırlanmasına İlişkin Tarihsel Arka Plan
Türkiye’de göz damlalarının steril hazırlanması ve sterilitenin önemi konusundaki bilimsel tartışmaların oldukça erken tarihlere uzandığı görülmektedir.
Güven, Çetin ve Aykan tarafından 1964 yılında yayımlanan “Steril göz damlası hazırlanması ve göz damlalarında sterilitenin önemi” başlıklı çalışma, Türkiye eczacılık literatüründe steril oftalmik preparasyon konusunu doğrudan ele alan erken dönem bilimsel kaynaklardan biridir.
Mevcut bibliyografik verilere göre çalışma:
Güven KC, Çetin ET, Aykan TB. Steril göz damlası hazırlanması ve göz damlalarında sterilitenin önemi. Eczacılık Bülteni. 1964;6:64. şeklinde kayıtlıdır.
Bu çalışmanın tam metninin değerlendirilmesi, Türkiye’de steril oftalmik preparasyon anlayışının tarihsel gelişiminin ortaya konulması bakımından önem taşımaktadır. Bununla birlikte, tam metin üzerinden yöntem ve sonuçlar doğrulanmadan yalnız bibliyografik kayıttan hareketle çalışmanın teknik ayrıntıları hakkında kesin değerlendirme yapılması uygun değildir.
4. 1981 İstanbul Eczaneleri Çalışması: Tarihsel Bir Kalite Fotoğrafı
Türkiye açısından majistral oftalmik preparatların eczane koşullarındaki kalite sorunlarını somut verilerle ortaya koyan önemli çalışmalardan biri, Ulubelen ve Johansson tarafından 1981 yılında yayımlanan “İstanbul Eczanelerinde Hazırlatılan Göz Damlalarının Eczane Hizmetleri ve Mikrobiyoloji Yönünden Değerlendirilmesi” başlıklı araştırmadır.
Araştırmada İstanbul’daki 50 eczanede 10 mL %1 atropin sülfat içeren göz damlası reçeteleri hazırlatılmış ve elde edilen preparatlar çeşitli farmasötik ve mikrobiyolojik kalite parametreleri yönünden incelenmiştir. Değerlendirme yalnız etkin maddenin varlığıyla sınırlandırılmamış; preparat hacmi, pH, kullanılan şişe ve damlalık, etiketleme, hastaya verilen bilgi ve mikrobiyolojik özellikler de araştırılmıştır.
4.1. Mikrobiyolojik bulgular
Çalışmanın en dikkat çekici sonucu mikrobiyolojik kaliteye ilişkindir.
İncelenen 50 preparattan yalnız üçü steril bulunmuştur. Preparatların:
• 22’sinde yalnız bakteriyel kontaminasyon,
• 4’ünde yalnız fungal kontaminasyon,
• 21’inde ise hem bakteri hem mantar kontaminasyonu saptanmıştır.
Bazı örneklerde bakteri yükünün cm³ başına 10⁶–10⁷ düzeylerine ulaştığı bildirilmiştir.
Çalışmada izole edildiği bildirilen mikroorganizmalar arasında Staphylococcus aureus, diğer stafilokoklar, Aerococcus, Micrococcus, Corynebacterium, Bacillus, Alcaligenes, Acinetobacter ve Chromobacterium cinslerine ait bakteriler ile Penicillium, diğer mantarlar ve mayalar bulunmaktadır.
Bu veriler, dönemin koşullarında yalnız formülasyon doğruluğunun değil, hazırlama ortamı, ekipman, kullanılan kaplar, personel uygulamaları ve mikrobiyolojik kontrol süreçlerinin de göz damlası güvenliği üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir.
4.2. Farmasötik hizmet ve ürün sunumu
Çalışmadaki sorunlar mikrobiyolojik kontaminasyonla sınırlı değildir.
Hazırlanan 50 preparatın hiçbirinde hastaya kullanım talimatı verilmediği; yalnız 14 preparatın uygun biçimde etiketlendiği, 36 preparatta ise etiketlemenin yetersiz olduğu bildirilmiştir.
Preparat hacimleri 6,3–12 mL arasında değişmiş ve dört örnekte gözle görülebilir kirlilik saptanmıştır. Buna karşılık bütün örneklerde atropin sülfatın mevcut olduğu ve preparatların pH değerinin 6 olduğu belirtilmiştir.
Bu bulgular son derece öğreticidir. Bir majistral preparatta reçetede yazılı etkin maddenin bulunması, ürünün farmasötik açıdan kaliteli olduğu anlamına gelmemektedir. Mikrobiyolojik kalite, doğru hacim, partiküler temizlik, uygun ambalaj, doğru etiketleme ve yeterli hasta bilgilendirmesi farmasötik hizmet kalitesinin birbirinden ayrılmaz bileşenleridir.
5. Tarihsel Bulguların Günümüzde Yorumlanması
1981 tarihli çalışma, mevcut Türkiye eczanelerinin günümüzdeki durumunu gösteren güncel bir prevalans araştırması olarak yorumlanmamalıdır.
Araştırmanın üzerinden onlarca yıl geçmiş olması; farmakope standartlarının, sterilizasyon teknolojilerinin, aseptik çalışma sistemlerinin, analitik cihazların, ambalaj teknolojisinin ve farmasötik kalite anlayışının önemli ölçüde değişmiş bulunması nedeniyle sonuçların bugünkü eczanelere doğrudan genellenmesi bilimsel olarak uygun değildir.
Bununla birlikte çalışma tarihsel açıdan son derece değerlidir. Türkiye’de majistral oftalmik preparatlarda sterilite, hazırlama doğruluğu, ambalajlama, etiketleme ve hasta bilgilendirmesi gibi kalite sorunlarının bilimsel olarak ortaya konulduğunu göstermektedir.
Üstelik 1981 tarihli makalede 1964 yılında yayımlanmış daha eski bir yerli steril göz damlası çalışmasına atıf yapılması, oftalmik preparatlarda sterilite sorununun Türkiye eczacılık literatüründe uzun süredir tartışıldığını göstermektedir.
Dolayısıyla günümüzde sorulması gereken soru yalnızca “geçmişte sorun var mıydı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Günümüz bilimsel bilgisi, farmakope gereklilikleri ve farmasötik kalite sistemleri çerçevesinde güvenli bir majistral oftalmik preparat hangi koşullarda hazırlanmalıdır?
6. Sterilite Gerekli, Ancak Tek Başına Yeterli Değildir
Majistral oftalmik preparatların steril preparatlar kapsamında değerlendirilmesi, onları klasik non-steril majistral farmasötik şekillerden farklı bir risk düzeyine taşımaktadır.
Oküler dokuların mikrobiyal ve partiküler kontaminasyona duyarlılığı nedeniyle hazırlama sürecindeki yetersizlikler yalnız ürün kalitesini değil, doğrudan hasta güvenliğini etkileyebilir.
Bununla birlikte bir oftalmik preparatın steril olması, tek başına uygun farmasötik kaliteye sahip olduğu anlamına gelmez.
Oftalmik preparasyon sırasında en az aşağıdaki kritik kalite özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir:
• sterilite ve mikrobiyolojik kalite,
• etkin madde konsantrasyonu,
• pH ve tampon kapasitesi,
• tonisite/osmolalite,
• çözünürlük,
• kimyasal ve fiziksel stabilite,
• viskozite ve reolojik davranış,
• görünür ve gerektiğinde görünür-altı partiküler kalite,
• uygulanan damla hacmi,
• ambalaj-kapak sistemi,
• saklama koşulları ve kullanım süresi.
Bu parametrelerin önemli bir bölümü doğrudan hasta tolerabilitesi ve biyoyararlanımla ilişkilidir.
6.1. pH ve osmolalite
pH, yalnız oküler konforu değil; etkin maddenin iyonizasyon derecesini, çözünürlüğünü ve kimyasal stabilitesini de etkileyebilir.
Osmolalite ise preparatın gözyaşı filmiyle fizyolojik uyumunun önemli göstergelerinden biridir. Uygun olmayan osmolalite irritasyona, refleks lakrimasyona ve göz kırpma sıklığında artışa neden olabilir. Böyle bir fizyolojik yanıt, preparatın oküler yüzeyden uzaklaştırılmasını hızlandırarak terapötik performansı etkileyebilir.
Bu nedenle pH ve osmolalite yalnız teorik formülasyon hesaplarıyla kontrol edilmemeli; mümkün olduğu ölçüde uygun ve kalibre edilmiş analitik cihazlarla doğrulanmalıdır.
6.2. Viskozite ve reolojik özellikler
Topikal göz damlalarının prekorneal bölgeden hızla uzaklaştırılması, oküler temas süresinin artırılmasına yönelik formülasyon stratejilerinin geliştirilmesine neden olmuştur.
Viskozite artırıcı maddeler veya uygun polimer sistemleri preparatın oküler yüzeyde kalış süresini artırabilir. Bununla birlikte aşırı viskozite damlatılabilirliği azaltabilir, hasta tolerabilitesini olumsuz etkileyebilir ve geçici görme bulanıklığına neden olabilir.
Dolayısıyla özellikle polimer içeren majistral oftalmik preparatlarda viskozite yalnız yardımcı bir formülasyon parametresi değil, kontrol edilmesi gereken kritik kalite özelliklerinden biridir.
7. Aseptik Hazırlamadan Farmasötik Kalite Sistemine
Modern steril compounding yaklaşımında sterilite yalnız son ürün üzerinde test edilmesi gereken bir özellik değildir.
Sterilite, preparasyon sürecinin bütün aşamalarında proses tarafından güvence altına alınması gereken kritik kalite özelliği olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle güvenli oftalmik preparasyon; yalnız laminar hava akımlı bir kabin veya steril filtre bulunmasıyla tanımlanamaz. Fiziksel çalışma alanı, çevresel kontroller, personel yetkinliği, ekipman kalifikasyonu, sterilizasyon veya steril filtrasyon prosesi, aseptik dolum, ambalaj sistemi, analitik doğrulamalar ve dokümantasyon aynı kalite sisteminin parçalarıdır.
Gerekli donanımın bulunması da tek başına yeterli değildir. Cihazların kullanımını, temizliğini, bakımını ve kalibrasyonunu tanımlayan standart çalışma prosedürleri; personel yeterliliğinin değerlendirilmesi; hazırlama kayıtları; proses doğrulaması; çevresel izleme ve sapma yönetimi birlikte yürütülmelidir.
8. Reason’ın “Swiss-Cheese” Modelinin Majistral Oftalmik Preparasyona Uyarlanması
Hasta güvenliği alanında Reason tarafından geliştirilen “Swiss-cheese” modeli, ciddi bir hatanın çoğunlukla tek bir kişinin tek bir yanlışından kaynaklanmadığını; sistemin farklı savunma katmanlarındaki zayıflıkların aynı anda hizalanması sonucunda tehlikenin hastaya ulaşabildiğini açıklamaktadır.
Majistral oftalmik preparasyonda bu yaklaşım özellikle kullanışlıdır.
Her kalite kontrol mekanizması belirli bir riske karşı oluşturulmuş bir savunma katmanı olarak düşünülebilir:
Kontrollü aseptik çalışma ortamı
→ mikrobiyal ve partiküler kontaminasyona karşı savunma
Kalibre edilmiş analitik terazi
→ doz ve konsantrasyon hatasına karşı savunma
Doğrulanmış pH ölçümü
→ uyumsuzluk, çözünürlük ve stabilite sorunlarına karşı savunma
Osmometre
→ uygunsuz osmolaliteye karşı savunma
Uygun viskozimetre
→ reolojik değişkenliğe karşı savunma
Steril filtrasyon veya valide edilmiş sterilizasyon yöntemi
→ mikrobiyolojik riske karşı savunma
Uygun primer ambalaj
→ kullanım sırasında yeniden kontaminasyon ve stabilite sorunlarına karşı savunma
SOP, kayıt ve çift kontrol sistemi
→ proses ve insan faktörlerine ilişkin hatalara karşı savunma
Bu savunmalardan herhangi birinin tek başına kusursuz olması beklenemez. Hasta güvenliği, farklı savunma katmanlarının birbirini tamamlamasıyla sağlanır.
Örneğin yanlış tartılan bir etkin maddenin ikinci bir kişi tarafından kontrol edilmemesi, hazırlama kaydının yetersiz olması ve nihai ürün üzerinde herhangi bir analitik doğrulama yapılmaması durumunda farklı güvenlik katmanlarındaki “delikler” aynı doğrultuda hizalanabilir ve konsantrasyon hatası hastaya kadar ulaşabilir.
Benzer biçimde uygun olmayan çalışma alanı, hatalı aseptik teknik, yetersiz filtrasyon ve uygunsuz ambalaj sistemi aynı preparatta birleştiğinde mikrobiyolojik kontaminasyon riski önemli ölçüde artabilir.
Bu nedenle majistral oftalmik preparat güvenliği açısından temel soru yalnızca:
“Preparatı hazırlayan kişi hata yaptı mı?” olmamalıdır.
Daha kapsayıcı soru:
“Kalite sistemi, olası bir hatanın hastaya ulaşmasını önlemek için hangi bağımsız savunma katmanlarını oluşturmuştur?” şeklinde formüle edilmelidir.
9. Risk-Temelli Dört Katmanlı Farmasötik Kalite Modeli
Majistral oftalmik preparasyon için gerekli altyapı dört birbiriyle ilişkili kalite katmanı altında değerlendirilebilir.
9.1. Fiziksel ve çevresel kontrol
Bu katman;
• aseptik çalışma alanını,
• hava kalitesini,
• çalışma yüzeylerinin kontrolünü,
• partiküler ve mikrobiyolojik kontaminasyonun azaltılmasını,
• personel ve malzeme akışının düzenlenmesini,
• gerektiğinde tehlikeli maddeler için uygun containment sistemlerinin kullanılmasını kapsar.
9.2. Preparasyon ve proses kontrolü
Bu katman;
• tartım,
• ölçüm,
• çözündürme,
• karıştırma,
• hacim tamamlama,
• filtrasyon,
• sterilizasyon,
• aseptik dolum,
• kapatma ve ambalajlama basamaklarını içerir.
Her proses basamağı tanımlanmalı, standardize edilmeli ve preparatın özelliklerine göre gerekli kontroller uygulanmalıdır.
9.3. Analitik kalite kontrolü
Majistral oftalmik preparatın özelliklerine göre aşağıdaki parametreler değerlendirilmelidir:
• pH,
• osmolalite,
• viskozite,
• görünüm ve berraklık,
• partiküler kalite,
• etkin madde konsantrasyonu,
• gerektiğinde kimyasal saflık veya bozunma ürünleri,
• mikrobiyolojik kalite ve sterilite.
Analitik kontrolün kapsamı, preparatın risk düzeyi ve klinik kullanım özelliklerine göre belirlenmelidir.
9.4. Kalite yönetişimi
Dördüncü katman sistemi bütünleştiren kalite yönetişimidir.
Bu kapsamda:
• standart çalışma prosedürleri,
• cihaz kalifikasyonu,
• kalibrasyon,
• proses validasyonu,
• personel eğitimi ve yetkinlik değerlendirmesi,
• dokümantasyon,
• izlenebilirlik,
• sapma yönetimi,
• düzeltici ve önleyici faaliyetler,
• periyodik iç denetim birlikte ele alınmalıdır.
Bu dört katman birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan güvenlik bariyerleridir.
10. Çalışmanın Amacı
Bu derlemenin temel amacı, serbest eczanelerde majistral oftalmik preparatların güvenli, kaliteli ve tekrarlanabilir biçimde hazırlanabilmesi için gerekli fiziksel ortamı, aseptik altyapıyı, preparasyon araç-gereçlerini ve analitik kalite kontrol donanımını; oftalmik farmasötik teknoloji, steril compounding ve farmasötik risk yönetimi ilkeleri temelinde değerlendirmektir.
Çalışmada ayrıca her kontrol unsurunun hedeflediği kritik kalite özelliği ve azaltmayı amaçladığı proses riski ile ilişkilendirildiği risk-temelli bir teknik model oluşturulması hedeflenmektedir.
Bu yaklaşımın çıkış noktasını, Türkiye’de yaklaşık yarım yüzyıl önce majistral göz damlalarının sterilitesi, hazırlanma doğruluğu, ambalajlanması ve hastaya sunumu konusunda ortaya konulan tarihsel bulgular oluşturmaktadır. Ancak bu tarihsel sonuçların günümüzdeki uygulamalara doğrudan genellenmesi yerine, güncel bilimsel ve teknik standartlar temelinde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle çalışmanın merkezindeki soru:
“Bugün güvenli ve farmasötik olarak kaliteli bir majistral oftalmik preparat hangi koşullarda hazırlanmalıdır?” şeklinde tanımlanmıştır.
Önerilen altyapının ilerleyen bölümlerde üç uygulama düzeyinde değerlendirilmesi planlanmaktadır:
1. Minimum güvenli majistral oftalmik hazırlama düzeyi
2. İleri kalite kontrollü oftalmik compounding düzeyi
3. Formülasyon geliştirme ve AR-GE düzeyi
Bu sınıflandırmayla, farklı eczane ve hazırlama merkezlerinin olanaklarına uyarlanabilecek; ancak hasta güvenliği açısından vazgeçilmez temel gereklilikleri açık biçimde tanımlayan kademeli bir teknik standardizasyon çerçevesi oluşturulması amaçlanmaktadır.
11. Sonuç
Majistral oftalmik preparasyon, yalnız bir formülün hazırlanması değil; klinik gereksinim, farmasötik teknoloji, aseptik uygulama, analitik kalite kontrolü ve sistematik risk yönetiminin kesiştiği yüksek sorumluluk gerektiren bir eczacılık hizmetidir.
Türkiye’de 1964 yılında steril göz damlası hazırlama ve sterilitenin öneminin bilimsel literatürde ele alınmış olması ve 1981 yılında eczanelerde hazırlanan oftalmik preparatlarda ciddi kalite sorunlarının ortaya konulması, konunun tarihsel derinliğini göstermektedir.
Günümüzde ise güvenli majistral oftalmik preparasyonun yalnız sterilite kavramı üzerinden tanımlanması yeterli değildir. Ürünün sterilitesinin yanı sıra pH, osmolalite, viskozite, partiküler kalite, konsantrasyon doğruluğu, stabilite ve ambalaj özelliklerinin kontrol edildiği; fiziksel ortam, proses, analitik kontrol ve kalite yönetişiminin bütünleştirildiği bir sistem gereklidir.
Reason’ın Swiss-cheese modeli bu yaklaşımın kavramsal temelini güçlü biçimde açıklamaktadır: hasta güvenliğini sağlayan unsur tek bir kusursuz kontrol değil, birbirinden bağımsız ve birbirini tamamlayan çok sayıda savunma katmanının birlikte çalışmasıdır.
Bu nedenle majistral oftalmik preparasyonun geleceği, bireysel ustalığa dayalı hazırlama yaklaşımından tanımlanmış, ölçülebilir, doğrulanabilir ve dokümante edilebilir farmasötik kalite sistemine geçişte görülmelidir.
Kaynaklar için editöryal not
Bu ilk makalenin nihai yayıma hazırlanması sırasında kaynakça, Vancouver veya hedef derginin istediği sisteme göre yeniden düzenlenmelidir. Özellikle aşağıdaki kaynak gruplarının birincil metinleri üzerinden kontrol edilmesi gereklidir:
1. Güven KC, Çetin ET, Aykan TB. Steril göz damlası hazırlanması ve göz damlalarında sterilitenin önemi. Eczacılık Bülteni. 1964;6:64.
2. Ulubelen ve Johansson’ın 1981 tarihli İstanbul eczanelerinde hazırlanan göz damlalarına ilişkin çalışması.
3. Güncel Avrupa Farmakopesi oftalmik preparat monografları ve ilgili genel bölümler.
4. Güncel USP steril compounding standartları.
5. Pharmaceutical Practice içerisinde hasta güvenliği, kalite sistemleri ve Reason’ın Swiss-cheese modeline ilişkin bölümler.
6. Ekstemporane/majistral oftalmik preparatlara ilişkin güncel farmasötik teknoloji ve steril compounding kaynakları.



